Psikoterapiyi Kimler Uygular, Yetki Nereden Alınır?

0

Ülkemizin Sağlık Yasası 1928 tarihlidir ve adı da “Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanundur”. Bu kanunun hiçbir maddesi ruh sağlığı ile ilgili değildir. Ama 82 milyonluk ülkemizin tüm ruh sağlığı ile ilgili meseleleri bu yasayla yürütülür. Tabii ki yürütülemez.

Gerekli olan; bir ülkemizin tüm ruh sağlığı ile ilgili her konuyu ve temayı kapsayan bir Ruh Sağlığı Yasasıdır. En az yarım yüzyıldır uğraşılır ama çıkartılamaz. Kapsamlı bir Ruh Sağlığı Yasası, esas olarak yasanın “Toplum Temelli” olmasını ilke olarak ön plana alır. Yani, hizmet alanın ön planda tutulması gerektiği temel alınır. Bu ilke o yasayı önleyici ve koruyucu yapar. Çünkü bütün dünyada tıp hastayla ilgilenir. Oysa hasta olduktan sonra müdahale artık çok pahalıdır. Örneğin, kanserin tedavisini geçelim, varlığını, yayılma miktarını ve daha birçok özelliğini ölçecek alet bile çok pahalıdır.

Psikoterapinin Kısa Tarihi ve Dönüşümler

Psikoterapinin başlangıcını Freud’un 1903’de “Rüyaların Yorumu” adlı kitabının yayınlanmasına bağlayabiliriz. Birisi ilk kez akıl hastalıklarını psikolojik nedenlere bağlıyordu ve tedavisi için de “dili kullanıyordu”. Yaklaşımla ilgili ciddi teorik ve pratik soruna rağmen, psikanaliz yarım yüzyılı aşan bir süre dünyada tek uygulanan psikoterapi yaklaşımı oldu.

İlkin Psikanaliz Teorisi hipotez üretmeye, dolayısı ile araştırma yapıp teoriyi test etmeye izin vermiyordu. İkincisi haftada birkaç görüşme yaparak, uzun zamanlar danışanla görüşüp çok sayıda seans yaparak bilimsel araştırma yapmak olanaksızdı. Ancak en önemlisi, teori seansa danışan dışında başka birinin alınmasına izin vermiyordu. Bu da, bir ailenin beş üyesi varsa her biri için bir terapist gerekiyordu anlamına geliyordu. Bunu hiçbir ekonomi kaldıramazdı. Ayrıca sorunların her zaman ilişkilere yansıması bilindiği halde, böyle bir şey yokmuş gibi yaşanmak zorunda kalınıyordu. Terapi ekonomik gücü yüksek olanların faydalanabildiği bir hizmet haline gelmişti.

1950’lerin ortasında terapiyi ilişki perspektifinden ele alan Aile Terapisi yavaş yavaş gündeme geldi. Teorisi sağlam zemine oturdu. Araştırmalar yayınlanmaya başlandı. Çok ağır sorunlar da dahil olmak üzere yayınlar ve kitaplar bu gelişmeyi destekledi. Özellikle ağır kişilik bozuklukları ve psikozlarla ve bağımlılık gibi sorunlar çok dikkati çekti. Bu gelişim ciddi bir paradigma değişikliği idi. En önemli katkısından biri de, seans seansların dramatik bir ölçüde kısalmasıydı. Yıllarca süren terapiler 7-12 seansda sonlanır oldu.

Psikoterapi ve Ruh Sağlığı Hizmeti Veren Meslekler

Psikoterapinin eğitimi ve uygulanışındaki değişimler ruh sağlığı hizmetinde köklü dönüşümlere neden oldu. Bunları en çok Amerika ve Avrupa’da gözleyebiliyoruz. En önemlisi son yüzyılda kalıcı olabilen yaklaşımlar genelde akademik ortamda varlıklarını sürdürebilen yaklaşımlar oldu. Bir ikinci unsur, daha önce belirttiğimiz gibi; eğitimin ve terapi süresinin kısalması, dolayısı ile toplumda yaygınlaşması oldu.

Amerika ve Avrupa büyük ölçüde ruh sağlığı alanını bir sisteme oturtmuş ve kendi ihtiyaçlarını karşılar hale getirmişlerdir.

Özetleyecek olursak; Tüm ülkelerin ruh sağlığı hizmetini düzenleyecek bir Ruh Sağlığı Yasası vardır. Bu yasaların ortak yanı; Dünya Sağlık Teşkilatının (WHO) yayınladığı temel ilkeleri içeriyor olmasıdır. Bu temel ilke, yasanın Toplum Temelli, yani hizmet alanı ön plana almasıdır.  Ruh sağlığı hizmeti veren meslekler belirlenmiş ve yasa kapsamına alınmıştır. Bu yan önemlidir çünkü, yasa kapsamına alınan mesleklerin verdiği hizmetleri sigorta veya devlet öder. Bunlar tüm ülkelerde büyük ölçüde değişmez. Genelde yasa kapsamına alınan meslekler; Psikiyatristler, Psikologlar, PDR, Sosyal Hizmet Uzmanları, Çift ve Aile Terapistleri, Aile Danışmanları olarak ifade edilmektedir. Ülkemizde ise bu konu, nedense birkaç meslek içerisine sıkıştırılmaya çalışılmaktadır.

Sosyal Hizmet Uzmanlığı ve Psikoterapi

Tüm ruh sağlığı hizmeti veren meslekler başlıca kısa süreli terapi yaklaşımlarının en az birini, genelde birkaç tanesini “alet çantalarına” ekler. Bunların yanında tüm meslekler kendi mesleklerinin gerektirdiği “beceri setlerini” eğitimlerinde edinirler. Örneğin; Psikiyatristler teşhis koyar ve ilaç kullanırlar, PDR’ciler akademik alanda gerekli becerileri, Sosyal Hizmet Uzmanları ise insanlara kaynak, hizmet ve olanak sağlayan sistemlerle müracaatçıları bağlantılandırmak üzere beceri seti edinmişlerdir.

Amerika’da Psikoterapi hizmetinin %80’ini sosyal Hizmet Uzmanları verir. Bunun nedeni neredeyse tüm yaş gruplarına, çok değişik sorunlara çok değişik konumlarda hizmet vermeleridir. Zira, sosyal hizmet alanları kesin çizgilerle birbirinden ayrılamaz. Ruh sağlığı bozuk olan birey çocuk, kadın, yaşlı, özürlü veya suçlu olabilir ve bu bireyin varlığı, içinde yaşadığı aileyi, yakın çevresini ve hatta toplumu önemli bir biçimde etkiler.

Sosyal hizmet uygulamalarını dönüştürücü (terapötik), kollektivist ve reformist olmak üzere üç başlık altında inceleyebiliriz. Bunlardan ilki –psikoterapi uygulamaları-  birey, aile ve grupların psikososyal sorunlarının saptanması ve tedavisinin özel eğitimli psikoterapistler tarafından bilinçli, planlı bir şekilde gerçekleştirilmesini ifade eder. Psikoterapi; İyileşmeleri uzun süreç alacak psikolojik sorunları olanlara yardımcı olur. Bireyin duygu, düşünce ve davranışlarını anlamasına yardım eder. Problem ve zorluklardan kaynaklanan duygusal sorunların tedavisinde kullanılan uzun vadeli bir süreçtir.

Amerika Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği (NASW) 1984’de Psikoterapiyi sosyal hizmetin bir uzmanlık alanı olarak kabul etmiştir. Woods and hollis’e göre (2000) sosyal hizmet uzmanları psikoterapi ve danışmanlık konusunda hizmet verenler arasında en başta yer almaktadır. Scheruish (1996) tüm psikoterapi ve ruh sağlığı hizmetlerinin %65’inin sosyal hizmet uzmanları tarafından verildiğini ifade etmektedir. Çünkü, Sistem Teorisi bağlamında; çevre içinde birey yaklaşımı, psikodinamik teori, kişilerarası dinamikler ve aile sistemleri hakkındaki birikimleri nedeniyle klinik sosyal hizmet uzmanları müracaatçının mental, duygusal ve davranışsal işlevselliğini etkileyen sosyal, psikolojik, kültürel ve sağlık faktörleri hakkında bilgi sahibidir. Ancak, klinik sosyal hizmetin uygulayıcısı olabilmek birtakım yetkilendirmelere dayandırılmıştır: Klinik Sosyal Hizmet Amerika’da Devletin denetiminde yürütülen profesyonel bir uygulamadır.

SONUÇ

Ülkemizde ruh sağlığı alanında faaliyet gösteren meslek gruplarının (psikiyatri, psikoloji, sosyal hizmet, PDR), temel psikososyal müdahale tekniklerine ilişkin beceri setlerini lisans eğitimi kapsamında edinmiş oldukları; bununla birlikte psikoterapi hizmeti sunabilmek için gerekli ileri düzey eğitimlere ihtiyaç duydukları anlaşılmaktadır.

Son yıllarda, ülkemizde Ruh Sağlığı Yasası çalışmalarının hız kazanması sonucu, psikoterapi hizmet standartlarının yeniden tartışmaya açıldığı gözlenmektedir. Söz konusu tartışmaların iş bulma kaygısı ve danışanı “müşteri” olarak görme anlayışından uzak bir biçimde değerlendirilmesi, ruh sağlığı hizmetlerinden yararlanan bireylerin refahı açısından oldukça önemlidir. Dünya’da, özellikle ruh sağlığı hizmetlerinin yasal çerçevesinin oluşturulduğu ve psikoterapinin geliştiği Amerika Birleşik Devletleri, psikoterapist yasasına sahip Avusturya gibi ülkelerin, psikoterapist yetiştirmede belirlediği standartlar  temel alınarak, ülkemizde de ruh sağlığı profesyonellerinin (psikiyatri, psikoloji, sosyal hizmet, PDR) eğitim ve akreditasyon koşulları düzenlenmelidir.  Ruh sağlığı alanında faaliyet gösteren meslek gruplarının lisans eğitimleri kapsamında edinmiş oldukları beceri setlerinin psikoterapi hizmeti vermeye yeterli olmadığı göz önünde bulundurularak, psikoterapist yetiştirmek üzere eğitim ve akreditasyon koşulları belirlenerek, ileri düzey eğitimlere tabi tutulması önem arz etmektedir.

 Ahmet Cemil Ölçer

Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği a.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Anti-Spam Quiz: