Ülkemizde Sosyal Hizmet Eğitiminin Açık Öğretim Programlarında Verilmesine Yönelik Sosyal Hizmet Bölüm Başkanlıklarının Görüşleri

30
2445

GEREKÇE
Sosyal hizmetin odağı bireyin toplumsal işlevselliği ve çevresi ile olan etkileşimdir. Var oluşundan beri, bir meslek ve bir disiplin olan sosyal hizmetin eğitiminde, uygulamalar her zaman büyük bir ağırlığa sahip olmuştur.

Sosyal hizmet uzmanı, birey, aile, grup ve toplumun sorun çözme ve baş etme kapasitelerini geliştirerek psiko-sosyal işlevselliğinin sağlanması, onarılması, korunması ve geliştirilmesi; sosyal değişimin desteklenmesi;sosyal politika ve programlarının insan ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla planlanması ve uygulanmasının sağlanması yönünde insan davranışına ve sosyal sistemlere ilişkin teorilerden yararlanarak sosyal hizmete özgü yöntem ve tekniklerle uygulama yapan meslek mensubudur.
Sosyal sorunların anlaşılması ve çözümünde sosyal hizmet uzmanlarının kuramsal bilgisi kadar bu bilgisini uygulamaya aktarma becerisi de önemlidir. Bilindiği gibi Sosyal hizmet öğrencilerinin lisans eğitimi süresince; çocuk, genç, yaşlı, engelli, kadın, yoksul, işsiz, göç etmiş, mülteci, yasalarla çatışmaya girmiş vb. pek çok sorun ve gereksinim gruplarıyla çalışma bilgi ve becerisi kazanmaları beklenir.

Bu nedenle mesleğin profesyonel temelde algılanmaya başlandığı 100 yıl öncesinden beri uygulamalara özel bir ağırlık verilmiştir. Türkiye’nin 1969 yılından beri üyesi olduğu, dünyadaki tüm sosyal hizmet eğitimlerini yönlendiren ve eğitim standartlarını koyan Uluslararası Sosyal Hizmet Okulları Birliğinin (International Association of Schools of Social Work) de eğitim standartları arasında uygulamalara verdiği ağırlık en az üçte birdir. Öğrencilerin lisans eğitiminde ortalama 130 gün uygulama yapmaları gerekmektedir. Ayrıca Birlik, uygulamaların yapısı ve süreci konusunda da bir takım standartlar belirlemiştir.

Odağı insan ve insan sorunları olan ve uygulamaların bu denli ağırlık taşıdığı bir meslekte bu tür becerilerin rasgele kazanılması beklenemez. Sosyal hizmetlerden yararlanan kişilerin çoğu savunmasız ve incinebilir durumda olup, birçoğu yaşantılarının bir bölümünde ruhsal travmalara neden olan olaylarla karşılaşmışlardır. Bu nedenle sosyal hizmetler alanında çalışacak sosyal hizmet uzmanlarının sahip olması gereken nitelikler, ancak örgün eğitim kurumlarının yüz yüze eğitim ve deneyim olanakları ile kazandırılabilir. Sosyal hizmettemelde yardım edici bir meslektir. Dünyada uzaktan/açık öğretim, yardım edici mesleklerin (sosyalhizmet, psikoloji, psikolojik danışma ve rehberlik, psikiyatri, hemşirelik vb.) tüm eğitim süreci için değil; daha çok “tamamlayıcı ve geliştirici” nitelikte kullanılmaktadır. Bilindiği gibi yardım edici mesleklerin eğitim süreci yoğun bir süpervizyon (eğitsel yönetim) gerektirmektedir. Bu bilinçle Türkiye’de sosyal hizmet eğitiminin başlangıcından beri uygulamalara özel bir önem atfedilmiş; öğrencilerin farklı uygulama alanlarında deneyim kazanmaları doğrultusunda düzenlemeler yapılmıştır. Kuram-uygulama ilişkisi özellikle uygulama sürecinde kurulan ve pekiştirilen bir bağ olup bu nedenle uygulamaların kuramsal dersleri veren öğretim elemanlarınca yönetilmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.

Kuramsal bilgiyi alma, özümleme ve somut sorunlar karşısında yaşama aktarma konularında her öğrencinin diğerinden farklı özellikleri ve gereksinimleri olduğu bir gerçektir. Bu anlayışla en az haftada bir yapılan süpervizyon görüşmelerinin öğretim elemanı ve öğrenci arasında bireyselleştirilmiş bir süreç olması gerekir. Çünkü öğretim elemanı, öğrencinin çalıştığı kuruluş ve müracaatçı sistemindeki farklılıkların yanı sıra öğrencinin yukarda sözü edilen bireysel özelliklerini ve öğrenme gereksinimlerini de dikkate almak durumundadır. Eğitsel yönetim belirli bir öğretim elemanı tarafından öğrencilerin gereksinimleri temelinde öğrenmeleri, bilgi ve becerilerini etkili bir şekilde kullanmaları ve yeteneklerini geliştirmelerine yardım etme süreci olarak tanımlanabilir. Uygulama öğrenci, eğitsel yönetici, çalışılan kuruluş ve toplumu içine alan geniş ve karmaşık ilişkilerin egemen olduğu bir bütündür.

Uygulama sürecinde eğitsel yönetici ile öğrenci arasında kurulan bireyselleştirilmiş ilişki ile;
-Öğrencinin bir çalışma planı hazırlamasına yardımcı olmak,
-Uygulama sırasında karşılaştığı güçlükleri birlikte çözmek,
-Öğrencinin mesleki gelişmesini izlemek, değerlendirmek ve desteklemek amaçlanır.

Ayrıca uygulama sürecinde kazanılması beklenen pek çok beceri söz konusudur. Bunların her öğrenci tarafından kazanılması amacıyla birebir bir etkileşim zorunludur. Örneğin kayıt tutma becerisinin geliştirilebilmesi için her öğrencinin ayrı ayrı ele alınması zorunluluğu vardır. Öte yandan uygulama ortamında öğrencinin yaşadığı tüm deneyimlerin öğretim elemanı tarafından bilinmesi ve yorumlanması da sözü edilen sürecin bireyselliğini zorunlu kılmaktadır.

Eğitimin başladığı 1961 yılından beri uygulamalarda her öğretim elemanı az sayıda öğrenci ile çalışmaktadır. Çünkü bir öğretim elemanının yüklendiği uygulama yükü, öğrencinin yönettiği vaka yüküne göre haftalık süpervizyon gereksinimi, sorumluluğunu aldığı öğrenci sayısı kadardır. Bu sebeple uygulama derslerinde şube sayısı bölümdeki öğretim elemanı sayısı ve hatta daha fazladır. Zaman zaman bu konuda konuk öğretimelemanlarından yararlanılmaktadır.

Sosyal hizmet eğitimi bir bütün olarak değerlendirildiğinde en önemli özelliği etkileşimli olmasıdır. Etkileşim öğrenci sınıfa ilk geldiği anda başlar ve dört yıl boyunca sürer. Öğrenciye yalnızca belirli konularda bilgi vermek yanında aynı zamanda sosyal hizmet mesleğinin bilgi gövdesinde önemli bir yer tutan becerilerin ve değerlerin de öğretilmesi amaçlanır. Bu çerçevede uygulama, sadece sosyal kurumlarda değil, sosyalhizmet müdahalesine dair kuram, teknik, beceri ve değerlerin öğretildiği derslerin tamamının içeriğinde bulunmaktadır. Beceri ve değer kazandırmada sınıf içinde vaka tartışmaları, rol oynama, model olma vb. uygulamaların ve tartışmaların belirleyici bir rolü vardır. Böylece öğrenciye eğitim süresi boyunca sosyalhizmet konusunda gerekli bilgi, beceri ve değer öğretiminin yanı sıra bu bilgileri öğrencilerin içselleştirmesi ve yetkinlikle kullanabilmesi için çalışılır. Bir başka deyişle sosyal hizmet eğitimi öğrencilerde aşama aşama bir mesleki kimlik inşa etme sürecidir.

Sosyal hizmet mesleği evrensel meslek etiği çerçevesinde uygulanmaktadır. Sosyal hizmetlerden yararlanan birey ve grupların savunmasız ve incinebilir olmaları, onları kötü muamele ve istismara açıkbırakmaktadır. Bu nedenle sosyal hizmet eğitiminin önemli bir boyutu öğrencilerin evrensel meslek etiği ilkelerini içsellleştirmeleri ve bu temelden hareketle toplumun dezavantajlı gruplarının güçlenmesi için savunuculuk yapmalarını amaçlamaktadır.

Günümüzde sosyal hizmet uzmanlarının karşılaştıkları risk grupları, profesyonel becerilerle donanımlı, hangi vakayı nasıl ele alabileceğini iyi bilen ve çoğu vakada psikiyatrik izleme paralel çalışabilecek psikopatoloji bilgisine sahip olan profesyonel yetkinliği gerektirmektedir. Halen, alanda toplumun farklı kesimlerinden gelen risk gruplarının toplum sağlığını da olumsuz etkilediği ve denetiminin oldukça güç olduğu açıkça görülmektedir. Sosyal hizmet uzmanlarının çalıştıkları insanların sorunlarına çözüm bulacak kişilerin profesyonel becerilerle donanımlı olmasını isteme hakkı da göz ardı edilemez. Ayrıca sosyal hizmet eğitimi, oldukça zor ve eğitim sürecinde kazanılması gereken becerilerin profesyonel eğitsel yöneticiler tarafından uluslararası standartlara uygun olarak verilmesi halinde kazanıldığı yıllardır bilinmektedir.
Sosyal hizmet uzmanlarının çalıştığı her bir çocuk, genç, engelli, yaşlı vb. risk gruplarının profesyonel hizmetalma hakları vardır. Profesyonelce ele alınmayan vakaların ciddi anlamda örseleneceği açıktır.

Sosyal hizmet uzmanları karar ve eylemlerinde; her insanın kendine ait bir değeri olduğunu, bu değerin ona saygı duyulmasını gerektirdiğini; başkasının hakkını ihlal etmemek şartı ile kendini geliştirme ve toplumun gelişimine katkıda bulunma sorumluluğuna sahip bulunduğunu; kendilerinin yardım ve önerisine gereksinim duyan herkese cinsiyet, yaş, özür, renk, ırk, sosyal sınıf, dil, din, siyasi görüş vb. ayırım yapmaksızın olanaklı olan en iyi hizmeti yapmakla görevli olduklarının bilincindedirler. Ayrıca sosyal hizmet uzmanları; özellikle incinebilir, baskı altındaki birey ve gruplarla birlikte veya onlar adına sosyal değişmeyi sağlama çabasındadırlar. Bu çabalar öncelikle yoksulluk, işsizlik, ayrımcılık, şiddet, ihmal, istismar, sosyal dışlanma gibi sorunlarda kendini gösterir; sorunlara ilişkin bilinç ve duyarlılık yükseltmeyi amaçlar, karar süreçlerine etkin katılımı sağlamak için çalışır. Dolayısıyla  sosyal hizmet şu özellikler üzerine temellenmiştir:
1)    İnsan önemlidir, değerli bir varlıktır,
2)    İnsanların birbirleriyle etkileşiminden kaynaklanan kişisel, ailesel ve toplumsal sorunları olabilir,
3)    Bu sorunları hafifletmek ve insan yaşamını zenginleştirmek için bir şeyler yapılabilir.

Yukarıda kısaca değinilen özelliklerin gerçekleştirilmesi için bu alanda meslek icra edecek elemanların, yüz yüze eğitim ve öğretimle bilgi, beceri ve deneyim kazandırılan kuramsal eğitimin yanı sıra, risk altında bulunan dezavantajlı kişileri, aileleri, grupları ve toplulukları kendi ortamlarında görmeleri, incelemeleri, sorunlara çözüm üretebilmeleri, geleceğe yönelik plan ve program yapabilmeleri için akademik bir danışman eşliğinde kurumlarda uygulama yapmaları gerekmektedir. Bu donanım ancak örgün eğitimle kazandırılabilir.

Ayrıca Avrupa Birliği uyum süreci içindeki Türkiye’de, açık öğretim programı ile verilecek sosyal hizmeteğitiminin, Avrupa Birliği eğitim yeterlilikleri ve alan yeterlilikleri açısından ciddi sorunlar doğuracağı da unutulmamalıdır.

SONUÇ
Tüm bu hususlar göz önünde tutulduğunda sosyal hizmet eğitiminin açık öğretim programı olarak yürütülemeyeceği açıktır. Atatürk Üniversitesi bünyesinde açılmış olan Sosyal Hizmet Açık Öğretimprogramın başlatılması Türkiye’de son yıllarda açılan birçok bölümle hızlı gelişmekte olan sosyal hizmeteğitiminin niteliğine ciddi şekilde zarar verebilir ve gelecekte telafisi mümkün olmayan sonuçların doğmasına yol açabilir.
Bu yüzden aşağıda isimleri bulunan sosyal hizmet bölüm başkanlıkları olarak; ülkemizde sosyal hizmeteğitiminin uzaktan/açık öğretimle verilmemesi gerektiğini, Atatürk Üniversitesi bünyesinde açılmış olanSosyal Hizmet Açık Öğretim Programına öğrenci alınmaması ve bu programın kapatılması gerektiği hususunu sosyal hizmet öğrencilerine, sosyal hizmet uzmanlarına ve kamuoyuna saygıyla duyurmak isteriz. (18 Nisan 2011)

Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü
Başkent Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü
Ankara Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü
Selçuk Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü

30 YORUMLAR

  1. Örgündeki arkadaşların, uzaktan eğitimli sosyal hizmetten yakınma sebebi sosyal hizmetin etniğine ve kimliğine zarar vermesi. ATA-AÖF uzaktan eğitimde olsa sosyal hizmet eğitimini veriyor ve sosyal hizmet uzmanı yetiştiriyor sonuçta.Peki; örgündeki arkadaşlar bilmiyolar mı ki bu ülkenin sosyal hizmet kadrolarına senelerce ilahiyatçılar başta olmak üzere farklı meslek gruplarını atadılar.Onlar atanırken niye sesleri çıkmıyodu.O zaman sosyal hizmet etniğine zarar verilmiyor muydu.Bir örnek veriyim;Birçok ilimizin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürü yani Sosyal Hizmet İl Müdürü İLAHİYAT mezunudur.Buda gösteriyor ki siz örgünler yetersizsiniz ki başka meslek grupları atanıyor.Biz uzaktan öğretimle okuyoruz ama Sosyal hizmet eğitimi ve uygulamasını alıyoruz..ATA-AÖF uzaktan eğitimin açılma sebebi zaten Örgündeki yetersizlikten dolayı farklı meslek gruplarına ihtiaç duymadan bu sorunu çözmektir.Zaten baktığınızda Açıkta Sosyal hizmetden başka önemli bir bölüm yok.Sosyal hizmetde mecburiyetten açılmıştır.Ben zannetmiyorum başka bir tane daha önemli bir bölüm açılacağını.Gerekli ihtiyaç karşılandıktan sonra ATA-AÖF Soyal hizmet bölümüde kapatılabilir diye düşünüyorum.Burda önemli olan Ülkenin Sosyal Hizmet ihtiyacının gerekli eğitim ve uygulamaların verildiği kişilerle karşılanmasıdır.ATA-AÖF yeterli eğitimi ve uygulamayı veriyor siz merak etmeyin.Emin olun böylelikle Sosyal hizmette istenilene gidilmesede daha iyiye gidilecektir.İleride daha iyi bir Sosyal Hizmet eğitimi verilmesi ümidiyle.Burada birbirimizle tartışmak yerine SOSYAL HİZMETLER için birşeyler yapmamız lazım ki gelişsin.

  2. Değerli açık öğretim gören ögrenci arkadaşlarım yök tarafından dün aöf ile ilgili bir yasa çıktı özellikle Atatürk Üniversitesi Aöf Sosyal hizmet lisan bölümü ile ilgıli yök tarafından geleceğe yönelik telafisi zor olan sorunlar icin kısıtlayıcı tedbir kararları alınmış ve yayınlanmıştır.Bilginiz dahilinde olsun.

  3. merhaba erzurum atatürk sosyal hizmeti açıktan terçih ettim fakat elimde çalışmak için kitap veya herhangi bir kaynak yok nasıl çalışacağımı bilmiyorum okuldan herhangi bir bilgi gelmedi öğrenci belgesi daha elime geçmedi bu konu hakkında bilgisi olan varsa lütfen bilgilendirin.

  4. ben bu bölümü kazandığımdan beri murat beyin bu olumsuz yazıları yuzunden çokca defa hayal kırıklığı yaşadım.mesleğinizin aşığı olabilrsiniz ama her defasında açıköğretim okuyanları böyle önyargıyla inceden inceden küçümseniz beni çok rahatsız ediyor.hayat malesef adil değil benim gibi binlerce insan milyonlarca sebepten dolayı örgün okuyamıyor.kiminin puanı yetmiyorken kiminin geçim sıkıntısı buna sebep olabiliyor ve hala ulkemizde kız çocukları okumaz diye bir zihniyete sahip insanlar var malesef.ve bunlar gibi birçok sebep..biz bunca yokluk ve sıkıntıda kocaman karanlıkta bir ışık bulup tutunmak isterken siz ve sizin gibilerin şu üç günlük dünyada ki hayat telaşında ekmeğimize çomak sokmanıza ne demeli ben bilmiyorum.puanı tutupta örgün okuyamayan ve okusa ki eminim mesleğine sizden daha aşık mezunlar olacaktır murat bey! biz açıköğretimliler olarak siz ve sizin gibilerin küçümsediklerinin aksine umarım en iyi şekilde bi yerlere gelip hakkıyla görevimizi yerine getiririz. umarım bu kez adil davranırsın bize hayat !!! davranırsında her kafadan bi ses çıkmaz !!!

  5. akıllı ol, akıl paraylamı KARDEŞ açıktan oku kendini geliştir örğün okuyacağına 2-3 tane açıktan oku bölüm bitirrr

  6. çooook doğru kardeşim örğün okuyosun farzı misal; O gün derse girmedin, hastasın, kız arkadaşınla kavga ettin, canın sıkkın, moralin bozuk vs.., dersi anlamadın veya kaçırdın ne olacak bu mu örgün okuma kalitesi ama aöf E- öğrenme portalına gir ders videolarını tekrar tekrar başa al o dersi öğren alıştırma soruları çöz test çöz kendini sına bilgileri pekiştirr :)) hafız gibi öğren noktası virgülüne :)) akıl var mantık var demi aama… Eee STAJ DA WAR blok uygulamada war 1 yıll açık öğretim örğün öğretime 10 değil 100 değil 1000 basar eğitim kalitesinde…

  7. hayatta zaman çok kıymetli ve hepte öyle olacak sanırım… ÜNV. örgün okumuşsun da ne olmuş, bende ilk ünv. örgün okudum. AÖF de gayet iyi eğitim verdiği kanatinde ve düşüncesindeyim. Onbinlerce öğrenci gibi.., E-öğrenme portalında ki eğitim kalitesi çok iyi gayet verim alınabilir ve öğretici olduğu kanatindeyim. sosyal hizmetler benim 2. ünv. oldu bu sene mezun oluyorum. SAYGILAR…

  8. isteyen her bolumu acıktanda okuma hakkına sahıptır. o sızın gorusunuz. herkesın ımkanı yok (maddı olarak degıl, evlılık yaş, iş vs) unvye gıdıp ders gormeye…Benim 3.unıversıtem. onceki iki univesitem örgündü de ne oldu? Örgün okuyan bir arkadaşla her türlü mulahaza ve munakasaya hazırım. Ulkede de lanet olsunki insanlar sadece aman devlet kapısında bır iş bulayım düşüncesi peşinde. Bireyi buna itende devletin ta kendisi. Baytar, ziraatçi yada ismini duymadıgımız bir mühendislikten mezun olan bir bireyi öğretmen hatta miilli egitim bakanı olarak atayabiliyorsa. Bu tür şeyleri nedne yargılıyorsunuz anlamış değilim. Örgün okuyan arkadaşlar bir nebze haklı olsalar bile 4 yılda 13-15bin tl yi verebıleceklerını sanmıyorum. diğer taraftan yukarda saydığım nedenlerden dolayı okuyamayan bireyler de orgun okuma ımkanları yok.Meslek yeterliliğine gelince bu insanın içinde olan ve kendını gelıstırmesıne baglıdır. Farklı dersler yada farklı bır bolumden ve yahut bır aylık kurs sonrası verılen sertıfıkalardan farklı bırsey bu. Bölum aynı dersler aynı derslerı gecmek aynı. Eğitim sistemınden kimse bahsetmesın türkiyede baştan sona savma ve saçma sapan zaten… 

  9. sanıırm evde acıkogretım okusanız yılda 3000 e yakın parayı vermeyı dusunmezsınız.

  10. ben bölümü açıköğretim olarak okuyanların yapacakları stajda çok şey öğreneceklerine inanıyorum . örgün eğitimlilerle aralarında çok büyük bi fark olacağına da inanmıyorum.sonuçta açıköğretimliler de ders görüyolar aradaki tek fark dersleri hocayla yüzyüze değil,internet üzeri…

  11. KESİNLİKLE ATATÜRK ÜNİVERSİTESİNDE AÇILAN AÖ SOSYAL HİZMET BÖLÜMÜ KAPATILMALI. BU BÖLÜM AÖ İLE OKUNACAK BİR BÖLÜM DEĞİL.

  12. mrb.ben çocuk gelişimi mezunuyum açıktan sosyal hizmete tercih yapmayı düşünüyorum fakat ek puanım geçerli mi degilmi  onu öğrenmek istedim o konuda bilgilendirirseniz sevinirim.

  13. aöf sosyal hzmte gıtmek istıorum 2 yıllık ama 2 yıllıkta iş yok dıyolar ve 4 yıllıga gecış snavları çok zor dıyolar bana bilgi verr mısınz 😕

  14. şu anda sosyal hizmetler 2. sınıf öğrencisi oldum peki geçiş yapmak istiyorum açık öğretimden devam edebilr miyim okulum vakıf ünüversitesi ama kararsızım ne olur bilen yardımcı olsun!!!!!!!

  15. size bir soru sormak istiyorum.
    Açıkögretim fakültesi sosyal hizmetler bölümünü bitiren bir kişi kamuda görev yapabiliyormu, kamu sınavlarına rahat girebiliyormu?

  16. bi kere o tıbbb değil TIP, AYRICA ONUN AÇIK ÖĞRETİMİ DEMEK İNSANLIĞIN SONU OLUR gibi birşey yani sen ne istediğnin farkında mısın ..?

  17. bak kardeşim sende kendince haklısın ama kalkıpta aö.de okuyan herkezi aynı kefeye koyma,ben 28 yaşında evli ve 2 çocuk annesiyim zamanında okumamış okuyamamış olmanın sıkıntısını yaşayan biriyim,busene 2 yıllıktan mezun oluyorum ve amacım dikey geçiş yapmak,keyfi el ense yaparak aö.okuyanlarla benim gibi daha biçok sıkıntıyla aö.okuyanları bir tutma lütfen,bu tür küçümseyici yorumlarla hakkıyla okuyup biyerlere gelmeye çabalayan aö.lilerinde heveslerini kırma lütfen.

  18. be bu sene 2 yıllık s.hizmetlerden mezun oluyorum,kendi bölümüme dikey geçiş yapmak istiyorum ama başvuru tarihi geçtimi,geçmediyse nezaman bilmiyorım. bilen varsa lütfen yazsın.

  19.  açık öğretimden mezun olup da bu işi daha iyi yapmanız gibi bir saçmalık mı var.. biz o zaman boşuna anamızı ağlatıyoruz yerimizden yurdumuzdan uzakta.. burada hocaların verdiği ödevleri yetiştirmek, sınavlardan adam akıllı notla geçebilmek için boşu boşuna mı uğraşıyoruz… aççık öğretimde okuyorsun diye onu haklı çıkarmaya çalışma kardeşim, devletin yaptığı salaklıktan başka bir şey değil açık öğretimi açması.. sırf açığa kapatabilmek için önüne geleni alamay çalışıyor.. örgün öğretime gel de ondan sonra kimin daha kaliteli meslek elemanı olabileceğini tekrar düşün….

  20. harikasın kardeşim okumak isteyen açıkta okur örgünde amaç okumak  değil mi
    kime ne al kpss den yüksek atan yap işini ye emeğini güelce emeksiz yemek olmazz sıdıkaaa

  21. DERVİŞ KARDEŞİME;

    1-açıköğretime ihtiyaç duyulmuştur çünkü bu meslek alanıyla ilgili personele acilen ihtiyaç vardır..mevcut 10 üniversitenin mezunları bu ihtiyacı karşılayamamaktadır.
    2-mevcut örgün eğitimdeki problemlerden dolayı…çünkü öğretim kadroları çok zayıf..çoğu bölümde 2-3 hocadan başka ders verecek şahıs yok….örneğin adü sosyal hizmetlerde kaç hoca var? ben çoğunu tanıyorum sosyal hizmetlerde çalışan personeller…..
    3-örgün öğretim elbetteki açıköğretimden faydalı olacaktır.ancak şuda bir gerçekki aldığınız derslere bakıldığında açıköğretimde okunsa fark etmez…yani öle ahım şahım bir derste yok…staj olayına gelirsen zaten açıköğretimdekilerde staj yapacaklar…bak sana bir önerim var…sen açıköğretime geç.evde sıcak çorbanı iç okulunu oku…eminim açıköğretimden sınıf geçemezsin…

  22. MUSA YILMAZ KARDEŞİME
    o zaman senin aklından geçenleri beynine dökeme me problemin var.
    sana soruyorum .
    1- açık öğretime fakültelerine ihtiyaç neden doğmuştur.
    2-asıl olması gereken örgün eğitim mi açık öğretim mi
    3-Örgün eğtim için gerekli alt yapı sayısı çok fazla olsa idi üniversite öğrencilerinin %47 si Açık öğretimde okurmuydu?
    4-halit kesik ‘e de katılıyorum pdr nin psikolojinin, hukuk’un hatta tıp fak. açık öğretime bölüm açsınlarda bizde ailemezin yanında sıcacık çorba içerek ders çalışalım

  23. DERVİŞ KARDEŞİM;

    1-anladığım kadarıyla okuduğunu anlamama gibi bir sorunun var..eğer aksi olsaydı genelleme yapmadığımı anlardın.
    2-örgün öğretimde olsun açıköğretimde olsun insan kendini yetiştirebilmeli.bir mesleği iyi icra edebilmek o mesleği iyi kavramakla olur.buda kişinin kendini hertürlü bilgi ile donatmasıyla mümkündür.ha yok zaten örgünden mezun kişi açıköğretimden mezundan üstündür tezini savunuyorsan neden bu eleştirileri yöneltiyorsun neden korkuyorsun?
    3-bişey yazmayacağım çünkü yazsamda anlamayacaksın….

  24. AÇIK ÖĞRETİMDE DAHA KALİTELİ OLUYORSA
    ozaman örgün eğtimde binlerce öğrencinin işi ne boşu boşuna ailelerinden uzak maddi ve manevi sıkıntı içinde okuyorlar ülkemizde üniversite öğr.%47 açık öğretimde gelişmiş ülkelerde bu oran %5lerde bile değil onlar ozaman bu işi bilmiyorlar mı

  25. büro elemanı olarak kullanılma teriminden bu kadar emin olmayın..sosyal çalışmacı unvanıyla atanacaklarda örgünden mezunlarla aynı ünvan ve haklara sahip olacaklar..daha bu vatandaşlar okulu bitirip atanmadan büro memuru muamelesi yapmaya başladınız bu ne kendini beğenmişliktir.not:açıköğretimde kontenjanla alınan bölümler staj yapıyor bu bölümü okuyanlarda staj yapacaktır…ve eklemeden edemeyeceğim örgünden mezun bir çok kişiden daha kaliteli mezun vereceğindende adım gibi eminim..saygılar

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Anti-Spam Quiz: