Sosyal Hizmet Merkezleri Yönetmeliğinin Ardından

9
1196

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın 09 Şubat 2013’te çıkardığı “sosyal hizmet merkezleri yönetmeliği” üzerine;

“Sosyal hizmet mesleği, sosyal değişim, insan ilişkilerinde problem çözme ve güçlenmeye yardımcı olur ve bireyin iyilik halini geliştirmek için özgürleşmesini sağlamaya çalışır. Sosyal hizmet; insan davranışı ve sosyal sistemlerle ilgili teorileri geliştirerek, insanların çevreleriyle etkileşime girdiği noktalarda müdahale eder. İnsan hakları ve sosyal adalet ilkeleri sosyal hizmetin esasını oluşturur” (IFSW, 2000).

Sosyal hizmet öncelikle, bir mesleğin ve bir bilim dalının adıdır. İngilizce’de bilim ve meslek olarak sosyal hizmetten bahsedildiğinde “social work” (sosyal çalışma) kavramsallaştırması kullanılmaktadır. Social work (sosyal çalışma); social worker (sosyal çalışmacı) yetiştirmeyi ve sosyal çalışma alanında kuram ve uygulama bilgisi üretmeyi amaçlayan alanın ve mesleğin adı olarak kullanılmaktadır. Lisans ve lisansüstü eğitimde de social work degree (sosyal çalışma derecesi), master of social work (sosyal çalışma mastırı) gibi isimlendirmeler kullanılmaktadır.

Social services (sosyal hizmetler) ise devlet, sivil toplum kuruluşları ve özel teşebbüsler tarafından sunulan tedavi, rehabilitasyon, koruma ve bakım hizmetlerini ifade etmektedir.  Dolayısıyla, bir anlam kargaşasına izin vermeyecek kadar açıktır ki, sosyal hizmetler denildiğinde kastedilen doğrudan ve dolaylı hizmetlerdir. Türkiye’de ise, bilim ve disiplin olarak sosyal hizmet ile sunulan hizmetler anlamındaki “sosyal hizmetler” içeriği kimi zaman farklılaştığı halde aynı ismi taşıdığından, bazı kavram karmaşalarına yol açmaktadır.  Türkiye’de mesleğin ve bilimin hak ettiği yeri bulamaması ve gereken önemin verilmemesinin nedenlerinden birinin de bu kavram karmaşası olabileceği düşünülmektedir. Şöyle ki, sunulan hizmetler anlamındaki “sosyal hizmetler” ekip çalışması halinde yürütülmesi gereken hizmetler olduğundan diğer yardım meslekleri tarafından sahiplenilmekte ve “sosyal hizmet sadece sosyal hizmet uzmanlarının işi olamaz” biçiminde savunulmaktadır. Sosyal hizmetler, ekip çalışmasını gerektirmekle birlikte “sosyal çalışma” bir disiplinin ve mesleğin adıdır. Sosyal çalışmacı (sosyal hizmet uzmanı) da bu mesleği icra eden kişidir. Üstelik bu durum Türkiye’ye özgü bir meslek adlandırması değil, tüm dünyada 19. Yüzyıldan itibaren profesyonel olarak uygulanagelen ve hatta Türkiye’ye de “sosyal devlet” olması gereği gelişmiş ülkelerden örnek alınarak adapte edilen, uluslararası düzeyde standartları bulunan bir mesleğin adıdır.

13435_160909132905_661402905_2655413_2577834_nPotansiyel olarak sosyal hizmetin “toplumsal gelişimi” sağlamada liderlik etme özelliği vardır. Ancak maalesef ülkemizde bırakın liderlik etmeyi, hala kendini anlatamamış ve mesleğin asgari sorumluluk ve görevlerini uygulayamayacak denli dışlanmış bir meslek grubu olarak karşımıza çıkmaktadır. Oysa gelişmiş ülkelerde ve hatta gelişmekte olan ülkelerde sosyal hizmet uzmanları şu anda “sosyal çalışma görevlisi” olarak adlandırılan ve yeni bir buluş niteliğinde olan görevlinin sorumlulukları içinde sayılan işleri tartışmasız bir şekilde “sosyal çalışmacı” olarak ve “sosyal çalışma” eğitimi aldıktan sonra yürütebilmektedirler. Diğer meslek grupları bu sorumlulukları almaya ve sosyal çalışma alanına giren işleri yapmaya talipse lisans veya yüksek lisans düzeyinde “sosyal çalışma” eğitimi almaları gerekmektedir.

Gelişmiş ülkelerdeki uygulamalarsa sosyal hizmet uzmanının lider rolünün en belirgin örneklerini sunmaktadır. En tipik örnek: ABD Başkanı Barrack Obama’dır. Kendisi sosyal hizmet eğitimi – toplum organizasyonu alanında – aldıktan ve sosyal hizmet uzmanı olarak çalıştıktan sonra Hukuk tahsili yapmıştır. SHU olarak yaptığı çalışmaların, seçim bildirgesinde etkili olduğu söylenmektedir. Yine Amerika Birleşik Devletleri’nde 2011 yılından alınan verilere göre ABD senatosunda bulunan (toplamda 100 olan) senatörlerin 10’u SHU (sosyal hizmet uzmanı), Temsilciler Meclisinde ise (toplam sayısı 435) sandalyelerin 65’i sosyal hizmet uzmanlarına aittir.

Sosyal hizmet (sosyal çalışma) aynı zamanda bir bilim dalının adıdır. Sosyal Bilimler Ansiklopedisi (Encyclopaedia of the Social Sciences)’ni hazırlayan Seligman (1967: 3-7) sosyal bilimler, yarı sosyal bilimler ve sosyal doğurguları olan bilimler sınıflaması yapmıştır. Buna göre; sosyal bilimler içinde siyaset, ekonomi, hukuk, antropoloji, sosyoloji, penoloji (ceza bilimi) ve sosyal çalışma (sosyal hizmet) yer alır. Yarı-sosyal bilimler içinde ise ahlak, felsefe, eğitim ve psikoloji yer alır. Sosyal doğurguları olan bilimleri, biyoloji, coğrafya, tıp, dilbilim ve sanat olarak sınıflamıştır.

Kongar (2004: 26)’a göre, konusu bir arada yaşayan insanlar olan sosyal bilimlerden Sosyoloji, daha çok bu insanların ilişkilerini ve bu ilişkilerin nasıl ortaya çıktığını, nasıl değiştiğini; Sosyal Antropoloji bu insanların değerleri, inançları, geleneklerini; Sosyal Psikoloji, grupların niteliklerini ve işleyiş mekanizmalarını incelerken Sosyal Çalışma (sosyal hizmet) ise toplumsal refahı ve mutluluğu artırmak için bu insanların nasıl etkileneceği konusuna yönelir. Dolayısıyla nasıl ki Eğitim Fakültelerinde “öğretmen”, Sosyoloji bölümlerinde “sosyolog”, Tıp Fakültelerinde “doktor” yetişiyorsa, Sosyal Hizmet bölümlerinde de “sosyal hizmet uzmanı” yetişir. Her bilim ve meslek, kendi ilgi alanına giren konularda eğitildiğinden, bir başka meslek grubun işini yapması ve hatta sırf bu işleri yapabilmek için özel bir yönetmelikle olmayan ve icat edilen bir unvan alabilmesi hem etik, hem hukuksal hem de toplumsal açıdan kesin bir ifadeyle yanlıştır. Bir ülkede belli alanlarda “yetişmiş meslek elemanının azlığı” gerekçe gösterilerek herhangi bir mesleğin görev ve sorumlulukları başka mesleklere devredilemez. Eğer gerçekten böyle bir ihtiyaç öngörülüyorsa (ki alınan sayısal verilere göre yeterli kadro açılmadığı için istihdam edilmeyen sosyal hizmet uzmanları vardır ve bu yıl itibariyle mezun olacak sosyal hizmet uzmanı sayısı belirgin derecede artış göstermiştir), bu ihtiyaca binaen yapılacak şey yüksek lisans düzeyinde (bilim hazırlıkla birlikte) yakın meslek alanlarından olanların “sosyal hizmet eğitimi” alması için gerekli çalışmaları yapmaktır. Nasıl ki ülkemizde doktor eksikliği var diye hemşireler, ebeler, diş hekimleri veya eczacılar sırf “sağlık alanında yakın meslekler” oldukları için veya lisans eğitiminde “birkaç ortak dersleri” olduğu için bir yönetmelikle “doktor” olarak çalıştırılmazsa, böyle bir yönetmelikle de gerekçe ne olursa olsun herhangi bir yakın meslek grubu “sosyal çalışmacı veya sosyal hizmet uzmanı” olarak çalıştırılamaz.

Halihazırdaki duruma yönelik birçok deyim var Türkçe’de: “yanlış hesap Bağdat’tan döner”, “zararın neresinden dönülse kardır” gibi. Gerçekten de bir kez olsun deneyip yanılmadan, düşüp kalkarak öğrenmeden, meslek gruplarını karşı karşıya getirecek ve kurum/kuruluşlardaki iş barışını bozacak davranışlara neden olmadan, sosyal hizmet uzmanlarının haklı olarak ulusal ve uluslararası düzeyde açacakları davalara gerek kalmadan, mevcut bilimsel bilgiler ve evrensel uygulamalar ışığında yeniden ve sağlıklı bir düzenleme yapabilsek, bu hem mesleğimiz, hem diğer meslekler, Bakanlığımız ve toplumumuz için son derece yerinde ve barışçıl bir çözüm olacaktır. Saygılarımla.

Doç. Dr. Özge ÖZGÜR

Adıyaman Üniversitesi İ.İ.B.F.

Sosyal Hizmet Bölümü

Bölüm Başkanı

(SHUDER mail grubunda alınmıştır.)

9 YORUMLAR

  1. Sen öyle san bizde açıktan okuyoruz ama daha şimdiden meslek sevgisi içimizde var. Zoruna mı gittttiiiiiiiiiii!!! Korkma sende iş bulursun.

  2. kimse sosyologların atanamamasından mutuluk duymuyor. anlamak istemediğiniz bir konu var!!! sosyoloji mezunuysanız sosyolog olarak çalışmak için çaba harcayın…sosyoloji mezunuyum sosyal hizmetlerin yaptığı her şeyi yaparım gibi bir mantık yok!!! biz 4 yıllık eğitimimiz boyunca sadece staj yapmıyoruz. uygulamalı dersler sayesinde insanı insanca anlamaya çalışıyoruz. Açık öğretimden ya da kendini yakın gören bölümlerden mezun olanların nasıl bu işi yapacağını ve toplum refahını arttıracağınnı aklım almıyor!!! işte bu noktada ayrılıyoruz. Sosyoloji mezunları açıkta kalan 15000 kişiyi atama derdindeyken sosyal hizmet mezunları topluma daha yararlı olma peşinde!!!!

  3. Sosyoloji toplum ve
    insanın etkileşimi üzerinde çalışan bir bilimdir.Sosyoloji bölümü mezunu
    sosyologlar sosyal çalışmacı kadrolarına atanmak için gündem oluşturmakta, sık
    sık bu isteklerini dile getirmektedirler. Bu istek sosyologların mesleklerinin
    özelliklerini bilmemelerinden kaynaklandığını düşündürmektedir. Sosyolojinin
    toplumu/toplumsal sorunları/olguları  neden nasıl ve niçin sorularıyla
    anlamaya/açıklamaya çalışan akademik bir bilim dalıdır. Sosyoloji toplumla
    ilişkilidir, odak noktası toplum ile başlamaktadır. Sosyoloji sosyal hizmet
    farklı meyvelerdir, (http://tr.wikipedia.org/wiki/Sosyoloji)http://www.idealsosyalhizmet.com/duyurular/sosyal-hizmet-hak-ettigi-degeri-gormelidir/

    http://louisville.edu/sociology/career-information.html

    http://www.nmu.edu/sociologyandsocialwork/node/63

    http://msw.usc.edu/sociology-or-social-work/

    http://www.sparknotes.com/sociology/introduction-to-sociology/section4.rhtml

    http://connection.ebscohost.com/c/articles/14557011/relation-between-sociology-social-work

    http://www.depts.ttu.edu/sociologyanthropologyandsocialwork/disciplines.php

     

  4. (e.u)Üniversiteyi, bilimi ve kazandığı birikimi sadece iş bulmak için bir anahtar olarak gören kariyerist zihniyet ise mesleğine ve meslek onuruna yapılan saldırılardan bihaber bir şekilde yeni yönetmeliği adeta sevinçten dört köşe olarak karşılamakta olan sosyolog arkadaşlar gidin kendi mesleğinizle ilgli bölümlere atanmak için birlik olun. madem sosyal hizmetler ile ilgli bölümlere atanmak istiyordunuz ozamn zamanında çalışıp sosyal hizmeti kazancktınız. şimdi 15000 sosyolog olmuşunz atanamyoruz diye nerde boşluk var oraya yerleşme felsefesiyle 15000 değil 100000 olursunuz. ayrıca biz toplumu düşünüyoruz ki bu mesleğin ehli olan sosyal hizmet bölümü mezunlarının bu işi yapmasını istiyoruz. sizin gibi kendimizi düşünseydik sadece atama isterdik tıpkı sizin gibi. uzman meselesine gelince biz 4 yıl okuduk uzman olduk havasında değiliz bu bize verilen bir unvan ve bu unvanı sorgulamak size düşmez.

  5. aile ve çocuk mahkemelerinde pedagog diye bir meslek var,bilir misiniz?Ve benim ülkemde pedagog yetişmiyor bunu da bilir misiniz?Benim ülkemde sosyolog yetişiyor yalnız bazı bölümler kurumları tekeline aldığı için sosyolog sadece yetişmekle kalır.Bu yüzden kavramlara fazla takılmayın derim!Çünkü bu ülkede sözde pedagog da var.

  6. Bütün meslekler (sosyologlar,psikologlar,öğretmenler…vs) omuz omuza yönetmelikteki bu yanlışa destek olsun diyenleri duyuyorum.Peki yıllardır sosyologlar haklarını elde edemediler,aynı kurumlara atanma hakkımız olduğu halde sürekli sosyal hizmetlerden alımlar oldu.Peki sosyal hizmet kardeşlerim ozamanlar siz neden bize destek olmadınız?Şimdi sosyologlar iş bulucak diye sevinmiyor merak etmeyin,çıkarcı davranışlar içinde değiliz.Biz mesleğimiz artık gözardı edilmeyecek,sosyologların da bu ülkede ne olduğu bilinecek diye seviniyoruz.Hala sosyolog nedir diye soran insanlar oldukça fazla !

  7. Yıllardır süren hükümdarlık sona erdi diye üzülmek yerine bırakın sosyologlar da artık işini yapsınlar.15.000 sosyolog birikti ,aile bakanlığında 3-5 sosyolog kadrosuyla yıllarca bizi göz ardı ettiler.Demem odur ki,öğretmene,çocuk gelişimciye laf söyleyebilirsiniz ama sosyologtan kendinizi ayrı tutamazsınız.Emre Kongar dışında da bana destekleyici örnekler verir misiniz?Zamanında Emre Kongar ve çevresi yüzünden sosyal hizmetlerin bu duruma getirildiğini hepimiz biliyoruz ve bu yanlışlar üzerinden konuşmak ,yanlışı devam ettirmek demektir. Herkes işine geldiği gibi konuşuyor,kimsenin toplumunu düşündüğü yok!

  8.  Sosyal Hizmet bölümlerinde de “sosyal hizmet uzmanı” yetişir sözüne takıldım. Kelimelere madem bu kadar dikkat ediyoruz ozaman “uzman” olmak da bu kadar kolay mı?O bölümü okurken bir staj yapmakla uzman olunuyor mu??

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Anti-Spam Quiz: